Yunan Atomistleri
bilimselkonular tarafından yazıldı. Pazartesi, 07 Eylül 2009 14:18
Yunan atom teorisi, Ege'nin kuzey sahillerinin gelişmiş bir limanı olan Abdera şehrinde doğdu. Bu şehir, Perslerin Lidya'yı işgali sonucu oradan kaçan insanlar tarafından kurulmuştu. İlk Yunan atomisti Leukippos, Milet'i terkettikten sonra yaklaşık M.Ö.478'de Abdera'ya yerleşmişti. Leukippos teorisini bu şehirde açıklamış ise de, onun tam olarak ne öğrettiği ve fikirlerinin kaynağının ne olduğu tam olarak bilinmemektedir. Öğrettiklerine dair hiçbir şey - ne bir kitap, ne de bir metin parçası - günümüze gelmemiştir. Teorisi ise, Leukippos'un öğrencisi ve yeni öğretinin en hünerli savunucusu Demokritos üzerinden bize ulaşmıştır. Demokritos'un bize söylediklerinden, Leukippos'un İyonya felsefesine ait fikirleri - özellikle evrenin oluşumuyla ilgili olanları - öğrettiği anlaşılmaktadır.
Demokritos hakkında iki rivayet vardır. Bunlardan birincisi Abdera'da yaklaşık M.Ö.500'de doğduğu ve M.Ö.404 yılında çok yaşlı olarak öldüğüdür. İkinci ve daha muhtemel olanı ise, M.Ö.460'lardan önce doğmadığıdır. Bu sonuncu rivayet onu, Sokrates ile çağdaş kılmaktadır. Zaten Demokritos, Sokrates'i görmek için Atina'ya gittiğini, ancak utangaçlığı yüzünden onunla tanışmaya cesaret edemediğini söyler. Doğum tarihi hakkındaki bilgiler ne olursa olsun, kendisine bir servet miras kalmış ve o da, yabancı ülkelerde araştırma yapmaya karar vermiştir. Bu, o zamanlar olağandışı bir durum değildi. Felsefî düşünceye sahip Yunanlılar, bilgiyi aramak için Akdeniz bölgesi içinde sık sık yolculuğa çıkmaktaydı. Ancak bazı yazarlar, Demokritos'un Doğu'ya, İran'a veya hatta daha da öteye, Hindistan'a gittiğini iddia etmişlerdir. Bu söylentilerin, atom teorisinin kaynaklarının Doğu'dan geldiğini göstermeye çalışmak gayesiyle ortaya atıldığı tahmin edilmektedir. Zira son araştırmalar, bunun pek muhtemel olmadığını göstermiştir. Hindistan'da da bir "atom teorisi"nin bulunduğu kabul edilmekte ise de, bu teori Leukippos ve Demokritos'un geliştirdikleri teoriden ziyade Yunanlıların dört unsur teorisine benzemekteydi. Gerçekten de, Yunan atom teorisinin Yunanistan'da doğduğunu; gerek daha önceki fikirlerin gerekse Parmenides ve Zenon'un öğrettiklerinin bazı yönlerine gösterilen tepkinin doğal bir gelişimi olduğunu varsaymak için yeterince çok sebep vardır. Aristoteles de daha sonra bunu varsaymıştır. Aristoteles haklı olabilir; zira bazı filozoflar, milâttan önce beşinci asrın ortalarından itibaren Parmenides'in evrenin başlangıcını açıklama teşebbüslerinin başarısızlığa mahkûm olduğunu düşünmekteydi.
Parmenides, gerek kendisini gerekse diğer birçok kişiyi memnun edecek bir şeyi gösterdi: hiçbir şeyin var olmayandan yani hiçten var olamayacağını ispat etti. Bu görüşü, onun "nesnelerin özü olan varlığın değişemeyeceği" şeklindeki öğretisi ile bağlantılıydı (zira değişseydi, var olmayan haline gelirdi). Böylece, kozmosun kaynağını temel maddelere dayanarak açıklama teşebbüsleri başarısız olacaktı, çünkü böyle bir açıklama değişmeyi içermekteydi. Bu, çok rahatsız edici bir durumdu. Anaksagoras ve şüphesiz başkaları da bu çıkmazdan kurtulmanın yollarını aramış ama bulamamışlardı. Çıkmazdan kurtulmanın tek yolu, atom teorisi olarak görünmekteydi.
Atom Teorisi
Leukippos-Demokritos teorisi yalnızca iki şeyin, atom ve boşluğun, var olduğu ilkesine dayanmaktadır. Böylece evren, bir boşluk denizi içindeki madde parçalarından meydana gelmektedir. Atomlar katı maddelerdi, sonsuz şekil ve sayıdaydılar. Hepsi değilse bile pek çoğu görülemeyecek kadar küçüktü.
Bir sonraki yüzyılda Atina'da, İyonyalı Epikuros'un atom teorisinde ise, atomların hepsi görülemeyecek kadar küçüktü. Atomları herhangi bir yolla bölmek veya parçalamak ve atomun içine girmek mümkün değildi. Bütün atomlar boşluk içinde sürekli olarak hareket etmekteydi.
Bir atom kümesini meydana getiren atomlar birbirlerinden ayrılınca bir boşluk oluşurdu. Benzer atomlar bir araya gelmeye eğilimli olduklarından, bunlar birbirlerine takılır ve bir cins zar meydana getirirlerdi. Bu zar, küre şeklinde bir kılıftı ve içinde bizim evrenimizi barındırmaktaydı. Ancak, bu küresel kabarcık tek değildi. Boşluğun büyüklüğü ve atom sayısı sınırlı olmadığına göre, bizim evrenimizin yanında, küresel başka kabarcıklar, başka evrenler de var olabilirdi. Bunların hepsi, büyüklük ve içerik bakımından farklıydı. Birinde Güneş olmayabilir, diğerinde hayvanlar vs. bulunmayabilirdi. Zaman zaman, bu evrenler birbirleriyle çarpışabilir ve yok olabilirlerdi.
Demokritos'un, atomların ağırlığından bahsetmemesi ilgi çekicidir: bu husus daha sonra Epikuros tarafından teklif edilecekti. Diğer taraftan Demokritos'a göre, bir cismin içine girdiklerinde atomların bireysel hareketleri durmamakta, bu bütünleşme yalnızca onların hareket özgürlüğünü kısıtlamaktaydı. Atomların hareketi bir "ihtiyaç" sonucunda oluşmaktaydı; Demokritos'a göre bu ihtiyaç, dış şartlara bağlı olmayan ve içten gelen bir sebepti.
Yorumlar (0)
Yorum yaz
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



















